Alper canıgüz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alper canıgüz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Gizliajans - Alper Canıgüz


Yine birbirinden ilginç karakter ve kurguyla bezenmiş bir Alper Canıgüz romanı okudum. Metin yazarı Musa kendisine gelen bir telefon ile GizliAjans adında bir reklam şirketinde çalışmaya başlar GizliAjans’ın patronu bir kedidir ve kedinin adı Şeytan Bey’dir. Musa burada bir kadına âşık olur.. Romanın belki de en keyifli sayfaları Musa’nın Sanem’i gördüğü anda içinden geçenlerdi. Roman başından sonuna kadar bir sürü ilginç karakterle (Telsa, Prens Charles, Kaan Sezyum gibi) ve hatta uzaylılara bile bağlanarak bir saç örgüsü gibi ilerliyor. Ayrıca içinde Murat Menteş’in ilk kitabına da atıfta bulunduğu bir cümle var. “Korkma Ben Varım!”
Okunması çok keyifli, sizi içine çekebilecek bir roman. Kesinlikle tavsiye ederim.
Altını çizdiklerim;
“Bazı aşklar vardı, içinde kahkahaların çınlamasından ziyade gözyaşlarının çağlaması daha uygun düşer.” S- 42
“Karşınızdakinin bilmesi gerektiğini düşündüğünüz bir konudan ona söz etmemek, yalan değilse bile kuşkusuz yalana giden ilk adımdı.” S- 55
“Sevenler birbirlerine yara izlerini gösterirler. İlk önce bunu yaparlar… Sana ruhumu açmadan önce bil ki incinebilirim demek için… Çünkü en çok sevdiklerin yaralar seni.” S- 106
“Aşk yaşanmakta olan bir şey değildir. Ancak bir hatıra olabilir. Aşk acısı zannettiğin şey, aşkın kendisidir.” S- 153
“Manası kalmayan hiçbir gelenek fazla uzun yaşayamaz.” S- 181
Arka Kapaktan;
Özgün üslubuyla, ilk kitabı Tatlı Rüyalar’dan itibaren geniş bir hayran kitlesi edinen Alper Canıgüz’den yine eğlenceli, heyecanlı ve kışkırtıcı bir absürd macera…

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Oğullar ve Rencide Ruhlar - Alper Canıgüz


5 yaşında bir çocuk düşünün… İsmi Alper Kamu, anaokuluna gitmekten nefret ediyor. Okumayı çözmüş olması bir yana en sevdiği yazarlar Oğuz Atay, Dostoyevski ve çerez niyetine Nietzsche. Büyümüş de küçülmüş deyimi onun için fazla hafif kalıyor. Bu akıllı olduğu kadar serseri ve baş belası olan ufaklık bir gün mahallesinde bir cinayete tanık oluyor ve kendi kendine bu cinayeti çözmek için araştırmalarına, delilleri toplamaya başlıyor. Alper Canıgüz yazarken zorlandı mı bilemem ama ben okurken çok eğlendim. Serinin devamı olan Cehennem Çiçeği isimli kitapta okunacaklarımın arasında yerini aldı bile.
 
Altını çizdiklerim;
“Neticede ahlak, herkese üç aşağı beş yukarı aynı şekilde davranabilmek değil midir?” S- 24
 
“Gerçek acı sessizdir. Bir huzurevi gibi.” S- 85
“Zaten insanlığa dair kavrayışımızı biraz daha ileri götürmeyecekse bir cinayeti çözmek neye yarar ki?” S- 87
“Adalet denen şey bir yalandan ibaretti. İnsanlar suç işledikleri için değil suç işlememesi gerektiği için cezalandırılıyordu. Sistem gaddarca bir caydırıcılık üstüne kurulmuştu.” S- 118
“Kafanızı ezmesini beklediğiniz biri sizi kucaklayıverirse onu kendinize dünyadaki herkesten daha yakın hissederseniz. Ayrıca insanın zihnindeki iyi/kötü kategorilerini altüst etmek beyin yıkamanın birinci koşuludur.” S- 120
Arka Kapaktan;
Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.
Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşıma bastım.
Alper Canıgüz, kıvrak ve sürükleyici diliyle, beş yaşındaki çocuğun içine düştüğü bir hikâyeyi anlatıyor. Yaşının avantajıyla her yere girip çıkan, hem filozof hem fırlama bir oğlan… Hikâyeyi ve karakteri çevreleyen semt hayatı ve mahalle atmosferi de, bizzat karakter katıyor anlatıda…
Polisiye, fantastik ve mizahi edebiyatın tatlarını ustaca kaynaştıran, olağanüstü özgün, çok iddialı bir kitap…
 

2 Temmuz 2013 Salı

Tatlı Rüyalar - Alper Canıgüz

 
Sanırım bu gidişle bütün Afili Filintalar ekibinin kitaplarını okuyup, filmlerini izleyeceğim. Bu grupta bulunan adamların yaptıkları işleri gerçekten beğeniyorum. Murat Menteş ve Onur Ünlü’den sonra sıra Alper Canıgüz’ün romanlarına geldi ve Tatlı Rüyalar ile başladım bu yazarı tanımaya. Kitabın içinde sayı olarak çok fazla ve bir o kadar da değişik karakterler vardı. Bazı yerlerinde neresinde rüyada neresinde gerçek hayatta olduğumu karıştırmaya başladım. İnce esprilerin ve doğru aforizmaların adamıymış Alper Canıgüz.
Kitabın başlangıç hikâyesi de ilginç, bir adamın hayatını satmak üzere gazeteye ilan vermesi ve Hector Berlioz’un bu adamla tanışarak planladığı işe katılmaya razı etmesiyle gelişen olaylar silsilesi. Bir profesörün öğrencileri ile rüyalar üzerine tartışmaları ve Şevket Hakan Tuncel ile yaptıkları tuhaf deneyin anlatıldığı bölümlere bayıldım.. Placebo etkisi yaratmak isteyen Profesörün bu etkinin gerçekten işe yaraması hususunda şaşkınlığı da çok keyifliydi. Özellikle kurgusu mükemmeldi.
Kitapta en sevdiğim ve komik bulduğum karakter ise Nalan’dı J Kapağında da yazdığı gibi, psiko-absürd, romantik, komedi tarzında yazılmış, eğlenceli bir roman okudum.
Yazarın diğer kitapları da kütüphanemdeki yerini aldı, en kısa zamanda okuyup sizlerle paylaşacağım.
Arka Kapaktan;
Alper Canıgüz, Tatlı Rüyalar’da gerçek, düş ve kurgu arasında usulca ve ustaca hareket ederek okura baş döndürücü bir hikaye anlatıyor. Bu zengin kadrolu saçma-komik macera, Beşiktaş Balık pazarı esnafından, saygın üniversite hocalarından, poturlu-sakallı medrese talebelerinden, gangsterlerden ve alter egolardan geçerek katarsis garantili elektro-psikanaliz yöntemine, P 330 paradigmasına, içinde üç milyon dolar olan bir çantaya ve daha nice fantazyaya açılıyor.