serdar çekinmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
serdar çekinmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Hatice - Serdar Çekinmez


Okuduğum ikinci Serdar çekinmez romanıydı Hatice. Daha önce Tayyare’yi okumuş ve çok beğenmiştim, meğer Hatice yazarın ilk kitabıymış. Yazar beni hiç şaşırtmadı, aynı akıcı ve eğlenceli dille yazılmış olan bu kitabı bir çırpıda okudum. Heyecanlı ve çok bizden bir romandı, Edirne köyünde geçen ve neredeyse şiveleri ile yazılmış bu romanı sevdim. Hikâyede tek düze bir durum olmaması da güzeldi, sürekli yeni kişiler, bir aşk üçgeni hatta dörtgeni, aile bağları ve en önemlisi sanal alemin ne kadar tehlikeli olabileceğini anlatan bir romandı. Özellikle aşk ile ilgili cümleleri, Kerem Bey’in o hesapsız aşkını çok beğendim ve takdir ettim. Özellikle tatilde elden bırakılamayacak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Serdar Çekinmez yeni bir roman yazıyor diye duymuştum, beklemedeyim…

Arka Kapaktan;

Serdar Çekinmez ’in ilk romanı Hatice, soluk soluğa okuyacağınız bir kaçışın öyküsü. Balkanlardan Türkiye’ye uzanan yolculukları, bir sınır köyü olan Geçenlerde kesişen karakterler sizi farklı evrenlere taşıyacak. Kerem Beyle âşık olacak, Kutlu ile maddiyatı sevecek, Ahmet’le başpehlivanlığa güreşeceksiniz… Nevin olup herkesi büyüleyecek, Ayşin olup kıskançlığın acısıyla kıvranacaksınız… Hatice mi? Sonrasını size kendisi anlatacak... Romanın sihirli sayfaları sizi yeni bir aşka ve kovalamacaya davet ediyor. Hatice, kendi sesine sahip, alışılmadık bir ilk roman.

23 Mayıs 2013 Perşembe

Tayyare - Serdar Çekinmez



Yitik Ülke Yayınları’ndan daha önce İmza:Kızın ve 90'lar kitabını okumuştum ve farkında olmadan diğer kitaplarını da listeme ekler olmuştum. Yayınevinin kurucusu ve yazarlarından birisi olan Kadir Aydemir'in bloggerlara verdiği destek dolayısı ile adresime yolladığı kitaplardan birisiydi Tayyare.  Beni keyifli bir romanla tanıştırdıkları için yayınevine ve Sn.Kadir Aydemir'e teşekkür ederim.
1940’lı yıllarda Chicago’da geçen çok güzel bir gurbet romanıydı Tayyare. Zaman zaman abartılı bir hayal ürünü ve yanlış zamanda yanlış yerde bulunma, yanlış anlaşılmalar komedisiydi. Araçların motor tamiratından çok iyi anlayan Peyami’nin Amerika’da yaşarken işinden kovulması ve elindeki parayı bir dolandırıcıya kaptırmasının ardından memleketine dönebilmek için kendi uçağını yapmaya karar vermesini ve ona yardımcı olan göçmen Kostas’ın hikâyesiydi. Güzelliği ile bu iki adamın aklını başından alan, biraz akıllı, biraz deli Marie Belle’de romana renk katmıştı. Parasızlığın insana neler yaptırabileceği, gurbetçilerin asla yaşadıkları yere tam anlamıyla kabul edilmemelerini ve ezilmelerini anlatan bir romandı. İçinde Fransızca, Rumca birçok şarkıdan da dizeler bulunmaktaydı. Romanın kurgusunu ve kara mizahını çok beğendim.
Altını çizdiklerim;
“Cisim Marie Belle, hareket de sinema, müzikhol olunca, zaman eşittir ışık hızı… Cisim uçak, hareket de tamirat işleri olunca, zaman eşittir su gibi… Cisim işçi bulmanın veznesindeki memur, hareket de sırada törpülenen ömür olunca zaman eşittir kağnı arabası… Einstein bulmayaydı ben bulurdum şu izafiyet teorisini…” S- 92
“Hayat… Binlerce sürpriz var içerisinde. Ve bir şey biri için varsa herkes için de vardır. Zenginlik de öyle, yoksulluk da öyle. Akıl da öyle, aptallık da öyle… Ne varsa insan icadıdır. İnsan… Kendi eder… Kendi bulur… Derdini de… Çaresini de…” S- 96
“ Göreceksin bir gün bütün dünya ekip çalışmasından, ekip ruhundan bahsedecek. Amerika’daki tüm şirketlerin parolası bu olacak. Belki on, belki yirmi yıl sonra ama bir gün mutlaka!” S- 102
Arka Kapaktan;
Dimitri, Kostas, Marie Belle ve Kaptan pilot Peyami: 1930’lu-40’lı yıllar Şikagosu’na damgasını vurmuş bir avuç İstanbullu… Sizleri “Tayyare”lerine bindirip farklılığın zenginlik olduğu evrenlerine uçuracaklar.