2 Haziran 2014 Pazartesi

Çıplaklar - Iva Prochazkova



Bu kitabın küçük bir tanıtım metni bana e-posta olarak geldi. On8 Kitap'a,  kitabın ilgimi çektiğini söylediğimde ise çok nazik bir şekilde bana hediye olarak yolladılar.  Öncelikle kendilerine teşekkür ediyorum…

Gençliğin daha doğrusu ergenlik çağında hissedilenlerin anlatıldığı kitaplara bayılırım, çünkü hepimiz oradan geçmişizdir ve yaşadıklarımızı okumak hoşumuza gider. Bu kitapta da Berlin’de yaşayan beş gencin birbirine geçen hikâyelerini anlatılmaktaydı. Bu beş gençten birisi mutlaka birimize hitap edecektir, çünkü hepimizin kendimizden bir şeyler bulacağımızı düşünüyorum.

Ben okurken Sylvia’nın düşüncelerine, onun toplum normlarına kendince başkaldırmasına ve sadece istediğini yapıyor olmasına inanılmaz saygı duydum ve kendime en yakın onu hissettim. Sylivia’yı okurken sürekli bir uzaklaşma, doğaya gitme ve yüzme isteği ile doldum diyebilirim. Kitabın kapağının da bu algıda çok büyük etkisi olduğunu söylemem lazım. Her şeyi bırakıp gitme isteği çokça hissediliyor.

Aşk ve terk edilmişlik, sevdiğin birisine yardım edememe duygularını da Niklas yaşattı bana… En heyecanlandığım yerler ise Robin’le ilgili olan kısımlardı sanırım.

Özetle çok sade ama satır aralarında çok güzel mesajlar veren bu kitabı çok beğendim.

Kitabın adı Çıplaklar ama kimsenin aklına cinsellikle alakalı bir çıplaklık gelmesin çünkü yazar hislerimizin çıplaklığından bahsediyor. Bence romana inanılmaz güzel bir isim bulunmuş, daha yalın daha sade bir dille anlatılamazdı.

Kitapta bir sürü cümlenin altını çizdim ve sadece bir kaçını sizinle paylaşacağım…

“Ergenlik acayip bir durumdur tekrarlanamaz. Ergenlikte insan çıplaktır yani her şey ona doğrudan temas eder. Temas, aynı anda hem uyarıcı hem de acı vericidir.

Ancak, yaşın ilerledikçe giyinmeye başlarsın. Giderek daha fazla tabaka edinirsin, bunlar seni duyarsız kılar. İnsanlar bütün toplum çıplak kalsaydı, hepimiz önce birbirimizi kucaklar, sonra da toplu harakiri yapardık.” S- 38-39

“Kadere bağlı karşılaşmalar bir çırpıda silinemez..” S- 165

“Arka planı, gelişim bağlantılarını, sanat yönelimlerini öğrenmek, yaratıcı süreç için de önemlidir. Bilgisizlik hiçbir sanatçıyı daha iyi kılmamıştır.” S- 224

“Özgürlük senin için ne değilse, benim için o olabilir. Her birimizin içinde, kişisel istek ve hayallerle birlikte, özgürlük hayalini de etkileyen herhangi bir olay saklıdır. Ancak bu hayal başkalarına aktarılamaz.” S- 267

Arka kapaktan;

Yaşın ilerledikçe, giyinmeye başlarsın. Giderek daha fazla tabaka edinirsin, bunlar seni duyarsız kılar. Bütün toplum çıplak kalsaydı, önce birbirimizi kucaklar, sonra da toplu harakiri yapardık.

Kendini çıplak hissetmiyor musun artık?

Babası yavaşça ve üzgün bir ifadeyle başını iki yana sallıyor.

Belki de o kadar çok tabakam yoktur, ama doğrudan temas benim için bir mucize olurdu.

Yani bütün bunlar... Şimdi yaşadıklarım... Geçecek mi?

Büyük ihtimalle evet. Maalesef.

Kendin olmak, tenine temas eden hayata karşı ne kadar giyineceğini keşfetmekten, bu hayatın içinde kendini bulmaktan geçer. Belki bulanık bir nehirde, yakınlaşamadığın bedenlerde, yaşama pamuk ipliğiyle bağlı bir dostun varlığında, özüne erişemediğin bir rüyadan uyandığında ya da kendine çizdiğin sınırların ötesine baktığında... Çek yazar Iva Procházková, ergenliğin kaçınılmaz çıplaklığını ve hayatın yakıcı soğuğunu, Berlinli beş gencin kesişen yaşamları üzerinden anlatıyor.

2 yorum:

  1. Merhaba,
    Blogunuzu çok beğendim ve sizi takibe aldım.
    Bende bloguma beklerim.
    Sevgiler,
    http://hayatimakyajla.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  2. Bu kitabı gerçekten çok beğenmiştim.Ayrıca on8 yayınına ait aldığım ilk kitap devamıda gelecek gibi. Altını çizdiğiniz yerlerin çocuğunu bende beğenerek okumuştum. Sevgiler

    YanıtlaSil