23 Ocak 2015 Cuma

Olduğu Kadar Güzeldik - Mahir Ünsal Eriş


Elbette yine Ot Dergi’den takip ettiğim bir yazar Mahir Ünsal Eriş, ve ilk defa bir kitabını okudum. Sanırım diğerleri de en kısa zamanda okunacaklarımın arasında yerlerini aldılar bile.

Birbirinden farklı öyküler var bu kitapta, o kadar naif ve güzel bir dille yazılmıştı ki her öyküye biraz daha hayran kaldım. Özellikle Bandırma ve Erdek enstantaneleriyle daha da keyifli olmuştu. Aile ilişkileri, kardeşlik ve arkadaşlık hakkında gerçekmiş gibi olan öyküler birbirinden güzeldi. Bitmesin istediğiniz kitaplar olur ya işte bu onlardan birisiydi. Her sayfada altı çizilebilecek cümleler vardı. Şimdi diğer kitap olan Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde en kısa zamanda kitaplığıma girmeli.

Altını çizdiklerim;

“Kimseyi istemiyorsun yanında, ama durup durup da yalnızlıktan şikayet edesin geliyor.”

“Ölmek olmasa yaşamak ne güzeldi. Oysa insanlar sırf bir gün öleceklerini bildikleri için bu kadar çok seviyorlardı yaşamayı.”

“Umut çok garip bir şey, insanı olduğundan daha aptal etmeye yetiyor.”

“Günaha elinin ucu bulaştıysa, her an her şeyde yüzüne yüzüne vuruverecekmiş gibi olunurmuş.”

Arka Kapaktan;

Meydandaki çay bahçelerinden birine oturmak geldi içimden sonra.

Çünkü Erdek bir kitap olsaydı, bu çay bahçeleri ilk cümlesi olurdu onun. Gelindi mi oturulmalıydı. Bir çay, birkaç sigarayla, kıyıda kayığında ağ onaran, çapari kösteği hazırlayan balıkçıları seyretmek, bir tost isteyip, bacaklarıma sırnaşan kedilere atmak, yakın masalarda konuşulanları dinlemek, birini bekliyormuş gibi ikide bir saate bakmak iyi gelebilirdi. Gelmeliydi en azından. Yine yaz akşamları. Yaralı tekneler, küflü sesler. Erdek'te çay bahçeleri, bıkkın orkestra, tatsız garsonlar. Ezine, Susurluk, Bandırma, burası Ankara, orası Samsun! Yalandan bayılanlar, bilmezden gelinenler, kaybolan dayılar… Uykusunda ağlayan adamlar, pişmanlar, yorgunlar. Para için mırın kırın, laf dokunduran konuşmalar. Nerede bu Türkan Şoray?

 

Mahir Ünsal Eriş, sokaktan gelen gürültüyü, bangır bangır Yıldız Tilbe dinleyen evleri resmediyor. Bi gevezeleşip bi susanları, "iyi olalım be ne olur" diyenleri, helallik isteyenleri anlatıyor. Olduğu Kadar Güzeldik, gazoza doğru çocuklaşan hikâyelerle çağlıyor, zamana dokunuyor. Eriş, hüzünlü mağlupların iyimser yazarı olmaya devam ediyor.

2 yorum:

  1. Okumanıza yorumunuza sağlık.
    Anlattığı hikayelerle beni farklı farklı düşüncelere saldığı için teşekkür etmeliyim Mahir Ünsal Erişe . yarattığı karakterlerle o kadar haşır neşir oldum ki kendimi unuttum galiba.
    beni en çok etkileyen hikaye adı Feridun olmayan Feridun'un hikayesiydi.
    kitabın bana hissettirdiklerini de detaylı olarak blogumda paylaştım. ziyaretinizi beklerim
    nice yeni iyi okumalar dilerim.

    https://tayfunsurucu.wordpress.com/2014/12/03/bizi-mutlu-etmesini-umduklarimizin-pesinde-kosarken-kendimizde-kaybolmak/

    YanıtlaSil