bin dokuz yüz seksen dört etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bin dokuz yüz seksen dört etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2014 Cuma

Hayvan Çiftliği - George Orwell




Daha önce Bin Dokuz Yüz SeksenDört isimli kitabını okumuş ve bayılmıştım. Bu kitabı da okunacaklar listemin arasındaydı, neden bu kadar beklemişim bilmiyorum.

Bir Peri Masalı diye alt başlığı olan kitap gerçekten de fabl gibi yazılmış. Hayvanların birlik olarak bir çiftliği ele geçirmesi, insanları çiftlikten kovmaları ve daha sonrasında da iktidar hırslarının işin içine girmesiyle değişen yaşam şartlarını anlatıyordu. İnsanlardan başlıca kurtulmak isteme sebepleri özgürlüklerine sahip olmak iken, kurtulduktan sonraki hayvan iktidarında aslında farkında olmadan daha tutsak hayatlar yaşamalarını çok ince çok güzel bir dille yazmış Orwell Usta. Biraz da Sineklerin Tanrısı tadı aldım diyebilirim.

Yazıldığı yıllarda hem ödüller alan hem de yasaklanan bu kitabın başlıca yasaklanma sebebi ana karakterlerin bazı siyasilere benzetilmiş olmasıdır. Özellikle Napolyon isimli domuzun birebir Stalin’i anımsattığı söylenmektedir.

İşin ilginç tarafı ise 1945 yılında yazılan bu romana benzer siyasetin hala değişmediğini, birçok ülkede devam ettiğini, her iktidarla biraz daha bir şeylerin kaybedildiğini görmemiz sebebiyle ne kadar ileriye dönük bir roman olduğudur. Benim gibi okumakta geç kalanlara kesinlikle tavsiye ettiğim romandır.

Arka Kapaktan;

İngiliz yazar George Orwell (1903-1950), ülkemizde daha çok Bindokuzyüzseksendört adlı kitabıyla tanınır. Hayvan Çiftliği, onun çağdaş klasikler arasına girmiş ikinci ünlü yapıtıdır. 1940'lardaki 'reel sosyalizm’ in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında 'yergi' türünün başyapıtlarından biridir. Hayvan Çiftliği'ni n kişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirirler. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktadır. Aralarında en akıllı olanlar domuzlar; kısa sürede önder bir takım oluştururlar, devrimi de onlar yolundan saptırırlar. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin'i simgelediği açıkça görülecektir. Öbür kişiler bire bir belli olmasalar da, bir diktatörlük ortamında olabilecek kişilerdir. Romanın alt başlığı Bir Peri Masalı'dır. Küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değildir; ama roman, bir masal anlatımıyla yazılmıştır.

2 Ekim 2013 Çarşamba

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört - George Orwell


Yeni bir tür kardeşlik oluşumu olan #kitapagaci ile okuduğum kitaptır. Ayrıca, okumakta bu kadar geciktiğim için üzüldüğüm kitaplardan birisiydi Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. 1940’lı yıllarda yazılan bu roman, Orwell’in gelecekteki korku ütopyasını anlatıyordu. İnsanların düşünmeye, sorgulamaya ve hissetmeye haklarının olmadığı bir dünya ve bu dünyayı yöneten Parti’nin anlatıldığı romanı okurken, şu an yaşadığımız günleri düşünmeden edemedim. İnsanların sadece çalıştırıldığı, aşkın, sevginin, tarihin, kullanılan dilin yok edildiği, düşüncelerinizin bile okunduğu, evinizde bile kameralar tarafından izlendiğiniz bir dünyada yaşamak nasıl olurdu sorusunun cevabı bu kitapta tüm detayları ile verilmekteydi. Okudum ve derinden etkilendim. Kitabı bitirdim, şimdi filmini izleme zamanıdır benim için… Benim gibi bu kitabı okumakta gecikmiş olanlar var ise ilk fırsatta okumalarını şiddetle tavsiye ediyorum.
Altını çizdiklerim;
“İnsan, ardında tek bir iz bile, bir kağıt parçasına karalanmış tek bir adsız sözcük bile bırakamadıktan sonra, geleceğe nasıl seslenebilirdi?” S- 51
“Bağlılık, düşünmemek demektir, düşünmeye gerek duymamak demektir. Bağlılık bilinçsizliktir.” S- 78
“Birini seviyorsan gerçekten severdin, verecek başka hiçbir şeyin yoksa bile sevgin yeterdi.” S- 194
“En iyi kitaplar insana zaten bildiklerini söyleyen kitaplardır.” S- 231
Arka Kapaktan;
George Orwell’in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kabus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüyle, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır.