Okuduğum ilk Kahraman Tazeoğlu
kitabıydı Bukre. Selim ve Bukre’nin arkadaşlığını çok sevdim. İnsanın hayatta
böyle dostları olsa ne güzel olurdu diye düşünmeden edemedim. Bukre’nin
hayatına giren Cem ve onunla yaşadıkları, Selim’le olan ilişkisi ve özellikle
aşk, ayrılık üzerine hayatı sorgulamaları çok güzeldi.
Kitabın içinde Bukre’den sonra
farklı öykülerin serpiştirilmesi ve son öyküde hepsinin bağlanması güzeldi. Altı çizilecek o kadar çok cümle vardı ki, bazen bu aforizmaları takip
edemediğim için aynı cümleyi bir daha okumak durumunda kaldım. Bazıları gerçekten hoşuma giderken bazılarını da biraz zorlama gibi hissettim.
Genel olarak kısa sürede
okunabilecek keyifli bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Arka kapaktan;
Güzellik, bakmayı bilen gözdedir
sevgilim. Artık kendime layık olanı seçebiliyorum sayende. Bir insanın
gözlerine bakıp, kalbini görebiliyorum her seferinde. Eskisi gibi değilim.
Neden mi senden çok daha öndeyim? Herkesin dünyası kendi gördüğü kadardır
sevgilim. Sen önüne bakarken, ben uzakları ezberledim. Sen olup bitenlerle
ilgilenirken, ben olmayanın izindeydim.
Çivi çiviyi sökermiş, yalnızlığı
kanatan hüzünlü şarkılar, yalnızlığa iyi gelirmiş. İşte ben bu şekilde hayata
karşı direndim. Keşke bana akıl vereceğine, aklımı alacak kadar beni sevseydin.
Ben, bir çocukluk edip büyüdüm işte! Sen büyümüşsün ama doğmamışsın bile. Ben,
senin doğrundum sevgili. Ötekiler gelip geçerdi. Sen doğru olanı değil, geçerli
olanı seçtin. Terk etmek kazanan olmaya yeter zannettin.
Bana, bir veba busesi bırakıp
gittin; bak şimdi yerini başkaları aldı. Bu aşkın vebası sende, busesi bende
kaldı. Seçtiğin yolda sana mutluluklar diliyorum. Unutmak alışmaktır. Unutursun
demiyorum… Ama alışacaksın biliyorum.