halide edib Adıvar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
halide edib Adıvar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2014 Pazartesi

Yolpalas Cinayeti - Halide Edip Adıvar


Yine klasiklerden bir kitap Yolpalas Cinayeti.. Küçük bir kızın çocukluğunda yaşadığı travmaların neticesinde büyüdüğünde bir adamın öldürmesi ile başlayan, içinde zengin fakir ayrımının, sınıf farkının detaylıca hissedildiği bir roman. Davanın görüldüğü mahkeme salonunda geriye dönüşlerle süslü bir roman olan Yolpalas Cinayeti okuduğum sürükleyici romanlardan birisidir.

İnce detaylara güzel yer verilmiş olan bu incecik kitabı okuduğunuzda çok seveceğinizi düşünüyorum.

Altını çizdiklerim;

“Belki de insanlar birbirlerine kanla, sınıfla değil, inandıkları şeyde iştirakle bağlanıyorlar. “ S- n45

Halide Edib Adıvar'ın 1936 yılında Paris'te kaleme aldığı bir cinayet romanı, Yolpalas Cinayeti. Bu kısa roman, Adıvar'ın güçlü anlatımını göstermesi bakımından son derece değerli. Kitap, 1900'lerin başında Şişli'de bir konakta işlenen bir cinayetin görüldüğü dava ile başlıyor ve o yılların İstanbul'una dair gözlemler eşliğinde anlatılıyor. Dönemin İstanbul'unu, kentte yaşayan aydınların Türkiye'ye ve Avrupa'ya bakışlarını, yeni yeni bilincine varılan sınıf çatışmalarını gözler önüne seriyor.

“Duygusallıkla yaklaştığımız romanlar vardır; Yolpalas Cinayeti benim için onlardan biri. Halide Edib Adıvar'ın en güçlü eserlerinden mi? Sinekli Bakkal kadar ünlü, Kalb Ağrısı kadar ince ve duyarlı, Handan kadar çarpıcı mı? Bunları bilemem. Ama Yolpalas Cinayeti'nin derin etkisi altında kaldığımı, yıllar yılı ondan izdüşümlerle yaşadığımı mutlaka söylemeliyim.” -Selim İleri

9 Ocak 2014 Perşembe

Ateşten Gömlek - Halide Edib Adıvar


Kitabın en başındaki mektuptan da anlaşılacağı gibi Halide Edib, Yakup Kadri’nin bir kitap yazacağını ve adının “Ateşten Gömlek” olacağını öğrenir. Bu ismi o kadar beğenir ki, Yakup Kadri’ye bir mektup yazar ve bu ismi romanında kullanacağını iletir. Gerçekten de Halide Edib’in Kurtuluş Savaşını anlattığı bu romana başka bir isim bu kadar yakışamazdı herhalde.
Roman, ayaklarını savaşta kaybedip, kafasında bir kurşun ile yaşayan Peyami’nin hastanede aldığı notlarından derlenmiştir. Başkarakterler Peyami, kocasını ve oğlunu Yunan işgalinde kaybeden Ayşe, Ayşe’nin kardeşi Cemal ve Binbaşı İhsan’ın arasında dönen hikâyenin en güçlü karakteri Ayşe’dir. Kitabın konusunu çok anlatmak istemiyorum ancak zaman zaman içimin nasıl bir coşku ile dolup taştığını anlatamamakla birlikte, bazı yerlerde ise gözlerimin dolduğunu söylemek durumundayım. Bu memlekete ne zorluklar ile sahip olduğumuzun cepheden yansımasını anlatan kitaptır Ateşten Gömlek.
 
Romanda sadece savaştan bahsedilmiyor, çok güçlü bir aşk hikâyesi de sizi sarıp sarmalıyor… Romanın dili biraz ağır, her sayfanın altındaki sözlüğü kullanmak durumunda kalıyorsunuz ama bir zaman sonra alışılıyor ve okuması çok daha keyifli bir hale geliyor.
 
Altını çizdiklerim;
“Hayat bana en korkak adamların iddia ile cesaretten bahsedenler olduğunu öğretti.” S- 28
 
“Niçin ruhumun bu ateşten gömleği, sırtımdan canıma geçiyor? Gözümden, dilimden kızıl, yakıcı yenlerini gösteriyor?” S- 34
 
“Yere yatıp kan izlerini öpmek istedim. Öyle azım (ulu) ve güzel bir şeydi ki…” S- 82
“Ben, ben bütün hayatta kanlara, ıstıraplara, başkalarının aşkına bakmaktan başka ne işe yara bir adamım? Kendi aşkımı, kendi yaramı sade kendi gözlerim gördü.” S- 114
“Harpte yegâne korkulacak şey korkudur.” S- 237
 
Arka Kapaktan;
Ateşten Gömlek, cepheden, romanda anlatılan kişilerle omuz omuza yaşamış birinden gelen bir yapıt. Kurtuluş Savaşı’nın ateşten gömleğinin içinden çıkmış bir roman. Halide Edib Adıvar, her birini yakından tanıdığı roman kişilerini, yani silah arkadaşlarını içtenlikle, çağına ve yaşanan acı olaylara sorumlulukla tanıklık ederek anlatıyor. Bağımsızlık savaşımızı bütün gerçekliği ve canlılığıyla anlatan belki de en önemli roman, Ateşten Gömlek.
 
İhtilal ve isyan günlerinden beri koza, kurt, kelebek devirleri tetkik edilen mahlûkat gibi Sakarya silâh arkadaşlarımın "Ateşten Gömlek"te birkaç solgun aksini İstanbul, ihtilal ve ordu günlerinden alıp kâğıt üstüne koymaya çalıştım. İstediğim gibi olmadığı için silâh arkadaşlarımdan af dilemek isterdim. Bize onlar ilham ettiler…