paul auster etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
paul auster etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2015 Cuma

Kırmızı Defter - Paul Auster


Tesadüflere inanan birisi iseniz bu kitabı mutlaka okumalısınız. Yok canım bu kadar da olamaz dediğiniz, sizi şaşırtacak on üç hikayeden oluşan bu kitap Paul Auster’in kendi hayatında tanık olduğu ve yakınlarından duyduğu tesadüf hikayelerini topladığı bir kitap. Okuması çok keyifli ve akıcı bir dile sahip. Bu kitabı okuduktan sonra belki siz de hayatınızda yaşadığınız tesadüfleri not almayı düşünebilirsiniz, çünkü kitap bende böyle bir etki yarattı.
Arka Kapaktan;
Kırmızı Defter, çağdaş Amerikan edebiyatının en yaratıcı yazarlarından Paul Austerın çok özel dünyasına girmek için belki de ilk adım. Çünkü bu kitaptaki öyküler, onun ya gerçekten yaşadığı ve tanık olduğu ya da başkalarından dinlediği gerçek olaylara dayanıyor. Kendisinden, ailesinden ve yakın arkadaşlarından verdiği örneklerle her birimizin yaşamımızın belli anlarında başına gelebilecek küçüklüğü, büyüklü, tuhaf ve gizemli, gülünç ve trajik olayların, insan denen varlığın önceden bilinmeyen, değişken doğasını nasıl ortaya çıkardığını kanıtlıyor. Romanlarında olduğu gibi, bu kitabındaki öykücüklerinde de Paul Auster, içten ve yalın anlatımıyla rastlantıların insan yaşamındaki öneminin altını çiziyor ve onların hem yazdıklarını, hem özel yaşamını nasıl etkilediğini gösteriyor.

19 Aralık 2013 Perşembe

Kış Günlüğü - Paul Auster


Yazarın kendi hayatını yazdığı ve okuması çok keyifli bir günlüktü Kış Günlüğü… Okurken çok keyif aldım ve kendi hayatımın notlarını alsam belki onları daha sonra kendimce bir kenara yazarım, toparlarım diye düşünmeden edemedim. Bu kitabın en önemli özelliği insanı günlük tutmaya özendirmesi olmalı… Yaşadığım evleri, gittiğim filmleri, okuduğum kitapları, hastalıkları, sevinçleri, üzüntüleri, kayıpları ve bunlar hakkında hissettiklerimi…

Kitapta çok fazla cümlenin altını çizdiğimi söyleyemem ama bir, iki cümle vardı ki beni gerçekten etkiledi..

“Üzerine gelen şey, her zaman sana baskı yapmış, ezmiş olan şey, dışarısı, yani hava, daha kesin belirtmek gerekirse çevreni saran hava içindeki senin bedenin. Tabanların yere basıyor, ama geri kalan her yanın havayla sarılmış; işte senin hikâyen orada, gövdende başlıyor ve her şey yine gövdende bitecek.” S- 17

“Yazmak gövdede başlar, gövdenin müziğidir sözcüklerin anlamı varsa, bazen anlamlı olabilirlerse, sözün müziği anlamların başladığı yerdir.

Yazmak, dansın daha az gelişmiş biçimidir.” S- 192

Arka Kapaktan;

Her yazar, kitaplarına kendini de saklar. Ama gün gelir satır aralarında anlatmaktan vazgeçer kendisini. Artık yaş kemale ermiştir. Yaşadıkları, yaşayamadıkları, düşleri, gerçekleri... Hesaplaşma zamanıdır. Paul Auster'ın kendi hikâyesine dönerek yazdığı Kış Günlüğü, sıradan bir yaşamöyküsü değildir, usta bir kalemden çıkmış roman gibi bir yaşamdır.

Yazar bu kitabı neden yazdığını kendi cümleleriyle şöyle açıklar:

"Ne de olsa zaman azalıyor. Belki de şimdilik hikâyelerini bir yana bırakıp hayatının anımsadığın ilk gününden bugüne kadar bu bedenin içinde yaşamanın nasıl bir duygu olduğunu incelemeye çalışsan iyi olur."

Ayrıca, Pinuccia Kış Okuma Şenliği kapsamında okuyabildiğim ilk kitaptı… 20 puanı haneme yazdım J