anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2015 Cuma

Zor Yıllar - Nalan Tuntaş



Dünya Savaşı sırasında yaşanan bir hayat hikâyesi Zor Yıllar. Sarı Saffet’in hayatını, çektiği acıları, anne ve babasını kaybetmesinin ardından hayata tutunma çabaları, evlilikleri ve çocukları ve aynı zamanda süren bir savaş… Her şey var bu kitapta, acılar, mutluluklar, ölümler, doğumlar… Yazarın notunda da hikâyenin gerçek bir hayattan alındığından ve uzun süren araştırmalar sonucu yazıldığından bahsediliyor bu sebeple olayların gerçekliği sizi kitaba daha da bağlıyor. 

Arka Kapaktan;

Dünya Savaşı´nın yol açtığı çalkantılarla yoğrulan Anadolu, 20.yüzyıla, batıdan doğuya, kuzeyden güneye tam bir kuşatma altında girmektedir. Oysa Anadolu, tarih boyunca koynunda barınanları ayrımsız kucaklayan; karlı dağlarını, verimli ovalarını, berrak akarsularını, ak sütünü sunan müşfik bir anadır. Nalan Tuntaş, işte bu duyarlığını işleyerek; kurgusuyla, olay örgüsüyle Dünya Savaşı yorgunlarını romanlaştırıyor. Zor Yıllar, Sarıkamış´tan Cumhuriyet´e uzanan süreçte cephelerde, sınır boylarında yurdunu savunan Sarı Saffet´in kişiliğinde ve onun çevresinde somutlaş Mehmetçiğin destanıdır.

9 Eylül 2014 Salı

Ben, Malala - Malala Yusufzay


Sesimizin değerini ancak susturulduğumuzda anlarız…
Kitabın kapağındaki bu cümle bile ne kadar vurucu ve etkileyici değil mi? Malala Yusufzay mütevazi ailesiyle Pakistan’da yaşayan, eğitim hakkını savunduğu için Taliban tarafından vurulduktan sonra yaşadıklarını yazmaya karar veren bir genç kız. Kitap sadece Malala’nın yaşadıklarını, hayatını değil, Pakistan’ın tarihi ve coğrafyası, politikaları hakkında da güzel bilgiler vermekte. Yine de bizler Taliban rejimi konusunda bilgili ve bir çok şeyi sıradan gördüğümüz için bu kitabın Avrupa ya da Amerika’da daha etkili olabileceğini düşünüyorum. Malala’nın hikayesi gerçek ve anlatılması zor bir hikaye, ancak Taliban ile ilgili öyle acımasız şeyler okuyor ve biliyoruz ki Malala’nın hikayesini sindirmemiz çok da zor olmuyor.
 
Altını çizdiklerim;
“Kadınlarla erkekler yan yana olmadığı sürece hiçbir müdahele başarılı olamaz. Dünyada iki güç vardır; biri kılıç, diğeri kalem. İkisinden de kuvvetli olan üçüncü güç ise kadınların gücüdür.” S- 44
 
“Taliban kalemlerimizi ve kitaplarımızı alabilirdi ama beyinlerimizi düşünmekten alıkoyamazdı.” S- 185
Arka Kapaktan;
"Malala kim?" diye sordu silahlı adam.
Malala benim, bu da benim hikâyem.
Haksızlığa maruz kalan ve sonra da susturulan bütün kızlar...
Sesimizi birlikte duyuracağız!
Taliban kuvvetleri Pakistan'ın Svat Vadisi'ni kontrol altına aldığında, küçük bir kız hiç korkmadan düşüncelerini dile getirdi. Malala Yusufzay susturulmayı reddederek eğitim hakkı için mücadeleye girişti.
9 Ekim 2012 Salı günü, on beş yaşındayken, neredeyse bunu canıyla ödüyordu. Okul servisiyle eve dönerken, yakın mesafeden açılan bir ateşle başından vurulmuştu.
Malala'nın mucizevi şekilde hayatta kalıp iyileşmesi, onu Kuzey Pakistan'daki ücra bir vadiden New York'taki Birleşmiş Milletler binasının koridorlarına uzanan olağanüstü bir yolculuğa çıkardı. Malala on altı yaşında, barışçıl protesto eylemlerinin dünya çapında sembolü ve Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilen en genç isim oldu.
BEN, MALALA tek bir insanın sesinin bile dünyaya değişim yönünde ne kadar büyük bir ilham verebileceğini kanıtlıyor.

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Eski Sevgililerinizden Kurbağa Yapılır - Özlem Kumrular


Takip ettiğim yayınevleri olduğunu biliyorsunuz, Yitik Ülke Yayınları’da bunlardan birisi. Özlem Kumrular’ın bu kitabını onların tanıtımı sayesinde öğrendim ve gelirinin de Soma’ya bağışlanacağını duyduğumda konusuna bile bakmadan siparişimi verdim. Kitabın belli bir konusu yok, metin çok dağınık ama içinde çok tatlı ince bir mizah barındırıyor. Ben özellikle yazarın içindeki yaşam sevincine, başına buyruk tavrına, kıpır kıpır ve eğlenceli haline bayıldım, çünkü bu kitap yazarın günlüğü gibiydi. Özlem Kumrular, çok samimi bir şekilde yaşadıklarını ve o müthiş genel kültürünü bir kitapta toplayıp bizlerin beğenisine sunmuş… Tam bir yaz kitabı, eğlenceli sizi yormayan, gülümseten…

Arka Kapaktan;

Yok, sonradan böyle olmadım, tam olarak böyle doğdum. Sürprizli bir hayat vakaları silsilesi içinde şehirden şehre, ülkeden ülkeye savrulurken bir insan evladının başına fiziksel olarak ne gelemezse o beni buldu. Bu kitapta Kübanın, Trinidad sahillerinin, Ljubljana, Malta, Sakız Adası, Ohrid, Belgrad, Limoges, İtalyanın kimseciklerin gitmediği şehirlerini vesaire koordinatı birlikte dolaşıp gülelim istedim.

 Bu kitapta unuttuğunuz kitapları, hiç görmediğiniz yerleri, memleketimin şenlikli Rock müzisyenlerini, yazarlarını, kelimelerin nereden geldiğinin en bitirim hikâyelerini, Napolililerin koskoca Amerikan kruvazörünü sis altında limandan nasıl çaldığı gibi sayısız gerçek vakayı, Fidelin ne yemeyi sevdiğini, Chenin hangi dersten kaldığını öğrenecek, hiç bilmediğiniz yemekleri tadacaksınız.

 Kahramanlarımız yakın çevremdem: Karnaval gecesinden doğrudan üniversitedeki dersine tavşan kılığında giden bir tarih hocası (olay Salamancada geçiyor), Kemancıda büyütülmüş üç yaşında bir kardeş, tatile gitmeden önce 100 tane civcivi yarım çuval mısırla komşuya bırakan çılgın bir çift, felsefe okula olarak kullanılan bir deniz fenerinin maceraperestleri, Türkiye şartlarında görüp görebileceğei tek prens Çokoprens olan bir dizi kız arkadaş, danaya ortak olan bir Sardinyalı, Hocam Madame Bovaryden hangi kitabı okuyayım? diye soran öğrenci modelleri, Ekvador devlet başkanı Rafael Correa ve kimler kimler…

 Ruhu çocuk bahçesinde kalmış bir kızın maceralarıyla bırakın pencerenizden içeri kahkaha girsin.

21 Mayıs 2014 Çarşamba

İntihar - Édouard Levé




Twitter ve Instagram hesaplarında takip ettiğim kişilerin okudukları kitaplara ve yorumlarına mutlaka bakarım. Geçenlerde bu kitap ile ilgili paylaşımları görmüş ve okunacaklar listeme not almıştım. Okuduğum en değişik kitaplardan birisiydi, aslında daha çok uzun bir intihar mektubu gibiydi. Toplumsal değerleri boş veren bir adamın intiharından sonra arkadaşının kaleminden onun hayatını anlatan yazılardan oluşan bu roman/anı/mektup –ne demek isterseniz- gerçekten etkileyiciydi.

Romanın ilginç olan kısmı ise yazarın bu romanı yazdıktan sonra romanda anlattığı arkadaşı ile aynı yöntemi kullanarak intihar etmiş olması aslında anlattığı kişinin hayali bir roman kahramanı değil kendisi olduğunu düşündürdü bana. Bu sebepten dolayı bu kitap benim gözümde çevresindekilere bıraktığı uzun bir intihar mektubudur.

Bazı kitaplarda altını çizecek o kadar çok cümle oluyor ki, bu cümleleri nasıl bütünlüklerinden ayırıp neresini paylaşacağımı şaşırıyorum. Bu kitaptaki cümleleri baştan sona çizebilir, kenara not alabilirsiniz.

Ben en sonda yazarın yazıp çekmeceye bıraktığı üçlüklerden en etkilendiklerimi paylaşmak isterim.

“Egemen olmak beni bunaltır

Çekmek beni köleleştirir

Yalnız olmak beni özgürleştirir…”

 

“Yetenek beni hayran eder

Ustalık bana yalan söyler

Deha beni aydınlatır…”

 

“Bilmek beni büyütür

Bilmemek bana zarar verir

Unutmak beni özgürleştirir…”

 

“Mutluluk önümde gider

Üzüntü beni izler

Ölüm beni bekler….”

 

Arka Kapaktan;

 
Édouard Levé, yirmi yıl önce intihar etmiş, belki hayali belki de gerçek çocukluk arkadaşına uzun bir mektup niteliğindeki İntihar ‘da, hayatı reddeden kahramanının gerçekçi bir portresini sunuyor. Yetenekleri, arzuları ve duyarlılıklarıyla yazıya taşıdığı kahramanının intihar etmeye karar verip bu eylemi gerçekleştirmesini tüm aşamaları ve en ince ayrıntılarıyla anlatıyor. Kitabı tamamlayıp yayıncısına teslim ettikten sadece on gün sonra ise kendi hayatına tıpkı arkadaşının yaptığı gibi intihar ederek son veriyor.

 Kısa ömrü boyunca kurmacayla gerçeği birbirinden ayırmayan Levé, hayatına nasıl son vereceğini hem bir roman, hem de bir anı kitabı özelliği taşıyan İntihar ‘da anlatıp sonra uygulamasıyla dünya edebiyatının sonsuza dek genç kalacak, kült yazarlarından biri olmuştur.