murat menteş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
murat menteş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2013 Salı

Korkma Ben Varım - Murat Menteş


Daha önce de Ruhi Mücerret ve Dublörün Dilemması’nı okumuş ve bayılmıştım. Murat Menteş’in karakter isimlerini yaratmada ve kurgudaki ustalığını çok seviyorum. Bu sefer ki romanda kahramanımız Hayati Tehlike ve Müntekim Gıcırbey aynı kadına “Şebnem Şibumi”’ye âşık ve ortada bir katliam var.
Gönül İşleri Bakanlığı’nda çalışan ve katliama kurban giden din adamlarının katili de aranıyor bir yandan. Kitap Menteş’in genel tarzı gibi, bölümlerden oluşuyor. Hangi bölümde kimin ağzından hikâyenin anlatıldığını karıştırıyorsunuz çünkü kahramanlar karakter olarak birbirine benziyor, bir zaman sonra konu tek bir ağızdan anlatılıyormuş gibi algılıyorsunuz. Konu karışık gibi görünse de bir zaman sonra hikâyenin içinde akıp gidiyorsunuz.
Özellikle, Alper Canıgüz’ün romanı GizliAjans’a göz kırpması, Afili Filintalar’dan bahsetmesiyle gülümsetti.  
Kitapta beni en çok etkileyen yer Müntekim’in Şebnem’e yazdığı mektuplardır, aşk bu kadar güzel anlatılabilirdi.
“Seni unutma fikri bile, sana kavuşma umuduna bağlanıyor içimde.
senden kaçış varsa bile kurtuluş yok Şebnem.
artık, su olsam sana doğru akarım, uçak olsam sana doğru uçarım, erik olsam sana doğru yuvarlanırım.
bizi ancak aynı banyoda yıkanmak paklar şebnem.
yüreğin derinliklerinden yükselen sesler, kulakta sapıkça bir şey gibi tınlıyor farkındayım.
öpüyorum göz kapaklarını, diz kapaklarını, kalp kapakçıklarını."

Kitapta altı çizilebilecek o kadar çok cümle vardı ki, sadece bir kaçını buraya alıntı yapabiliyorum.

“Aşk insanın sadece psikolojisini ve kimyasını değil; tarihini, müziğini, coğrafyasını, edebiyatını, fiziğini, beslenme çantasının içindekileri, hayat bilgisini de değiştiriyor.” S- 13

“Bir insanın yanında gözyaşı döküyorsanız, ona sözlü ya da yazılı bir açıklamada bulunmanız gerekir.” S- 58

“Güçlülerde içtenlik aramayın.” S- 72

“Edebiyat bilmeyen, soru soramaz, cevap bulamaz, problem çözemez.” S- 94

“Onunla tanışana kadar hayatım, dantelsiz gecelik, sossuz makarna, golsüz maç gibiydi.” S- 205

“Beklemek, romantizmin cenaze törenidir.” S- 268

“Aşık olunca hayatın anlamına yaklaştığımızı zannederek mantığın sınırlarından dışarı çıkarız. Mantıksız kafa, mesnetsiz umutlarla dolup taşar.” S- 277

“Dostluğa rekabet ve imha; aşka kurallar ve prosedürler eşlik ediyor.” S- 299

Murat Menteş’in çok farklı kesimlerden okuyucusu var ve böyle geniş bir okuyucu kitlesine sahip olacak romanlar yazabilmek bence zordur. Okuduğum üçüncü Menteş romanı ve hepsinden de ayrı keyif aldım.

12 Nisan 2013 Cuma

Ruhi Mücerret - Murat Menteş



Okuduğum ikinci Murat Menteş romanı oldu Ruhi Mücerret. Daha önce Dublörün Dilemması’nı okumuş ve çok beğenmiştim. Bu kitapta da hayal kırıklığı yaşamadım. Yazarın zekâsına ve olayları kurgulamasına hayran kalıyorum her seferinde… Özellikle yaptığı kelime oyunlarına, karakter isimlerini seçmedeki hassasiyetine bayılıyorum. Okunması gereken bir roman çıkarmış yine ortaya Menteş. 100 yaşındaki bir savaş gazisi olan Ruhi Mücerret’in ömrünün son günlerinde kendisine bırakılan bir vasiyeti yerine getirmek için yaşadığı absürt olaylar konu alınmış. Aynı olaylar yine iki farklı kişinin bakış açısıyla yansıtılmış. Kitabın ilk bölümünde Ruhi Mücerret’in ağzından okuduğumuz hikâye ikinci bölümde son dönemde arkadaşlık ettiği Civan Kazanova’nın dilinden aktarılmış. Bu iki kişinin aynı olayı yaşaması ve farklı düşünceleri, diğer karakterlerin yaşadıkları ve anlattıkları mükemmel ve bir o kadar komik detaylarla süslenmiş. Reklamların hayatımızdaki yeri çok ince bir şekilde ele alınmış. Özetle ben çok sevdim ve filmi çekilse izleyeni çok olur diyebilirim. Bir de D&R’dan yazar imzalı olan kopyalardan birisini yakaladığım için kendimi şanslı sayıyorumJ
Altını çizilebilecek çok cümle vardı çünkü yazar diyaloglarının çoğunu Ruhi Bey’in aforizmaları üzerine kurmuş…
“Evlilik dediğin, kadınlara dırdır etme yetkisi, erkeğe de somurtma imtiyazı veren kutsal bir bağdır.” S- 41
“Zayıflamanın sırrı karnı içeri çekmektir. Zenginliğin sırrı, son 100’lüğü bahşiş olarak vermektir. Gençliğin sırrı ise yaşın hakkında yalan söylemektir.” S- 43
“Aşk, gençlerin oynadığı fakat ihtiyarların bildiği bir oyundur.” S- 47
“Bir insan acıdan delirdiğinde, diğerleri onun acısını değil, deliliğini görürler.” S- 144
Arka kapaktan;
İstiklal Harbi’nin son gazisi,
100 yaşındaki milli kahraman Ruhi Mücerret
Bir dünya starına nasıl dönüşüyor?

17 Şubat 2013 Pazar

Dublörün Dilemması- Murat Menteş



Murat Menteş’in okuduğum ilk kitabıydı Dublörün Dilemması. Açık konuşmak gerekirse daha ilk sayfalardaki anlatım diline bayıldım ve gittikçe daha da keyifli bir şekilde okudum. Kitabın karakter isimlerinin seçimleri, olayların farklı kişiler tarafından farklı açılardan anlatımı ve Murat Menteş’in kelime oyunları basit bir hikayeyi çok eğlenceli hale getirmiş. Bir çok yerde gülerek bir çok yerde de merakla okudum bu kitabı. Mizahı ve dili çok kuvvetli olan Murat Menteş’in diğer kitaplarını da okumam gerektiğini düşünüyorum.
Kitapta altı çizilecek bir çok cümle vardı, bir kaç tanesini paylaşmak isterim.
 
“Asla dakik olamadım ve sırf bu yüzden uzadıkça uzayan dostluklarım var.” S-21
 
“Gerçek acı, insanı yapay sevinçten daha çok canlandırır.” S-36
 
“Haddizatında aşk, insanın kendinden geçmesi şartına bağlı değil midir?” S-88
 
“Yalnızsan yalanlar sana ilaç gibi gelir, iftiralar senin için terapidir.” S-117
“Kendime siz diye hitap ederim. Saygınlığın ilk kuralı budur. Kendinizle aranıza mesafe koymazsanız, başkalarından bunu bekleyemezsiniz.” S-169
Arka kapaktan bir not:
“Dublörün Dilemması ilginç, heyecanlı, eğlenceli, derinlikli... bir roman. Ama galiba en önemli özelliği, bize sözcüklerin gücünü hatırlatması. Hiperaktif bir zekanın ürünü, bu baş döndürücü macerayı okumak büyük keyif! Ben sevdim eller alsın.” Alper Canıgüz