stefan zweig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stefan zweig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2015 Perşembe

Amerigo - Stefan Zweig


 
Zweig’ın karakter tanımlarını oldum olası seviyorum. Bu kitabı diğerlerinden biraz farklı çünkü gerçek bir insanın biyografsi niteliğinde. Amerika’ya adını veren Amerigo Vespucci’nin hikâyesini komik rastlantısal öğeler ile süsleyerek anlatmış bizlere. Kristof Kolomb tarafından bulunan anakaranın adı neden Amerigo oldu? Aslında anakaryı kim keşfetti, kim yazdıklarıyla tarihe olmadık şekillerde yön verdi gibi konuların üzerine yazılan kısa ama eğlenceli bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

Kitapta en sevdiğim cümle ise şuydu;

“İnsanlık yeni bir şey bulduğunda ilk iş olarak onu adlandırmak; coşku duyduğunda da şevkini dudaklarından kopan sevinç nidalarıyla duyurmak ister.”

Arka Kapaktan;

Hem düşsel hem de tarihsel karakterler üstüne yorumlarıyla tanıdığımız Stefan Zweig'ı derin karakter incelemelerine yönelten, psikolojiye ve Freud'un öğretisine duyduğu ilgidir. Beş tarihsel kişiliğin portrelerini içeren Yıldızın Parladığı Anlar, Fransız Devrimi'nde bir politikacının portresi niteliğindeki Joseph Fouché'yle birlikte Amerigo da Zweig'ın nesnellikten çok sezgiye dayanan yaşamöykülerinin en başarılarından biridir. Zweig, bu yapıtında, bugün Amerika adıyla bildiğimiz anakaranın bu adı alışının ardındaki inanılması güç rastlantılarla örülü 'yanlışlıklar komedyası'nı anlatır. Kristof Kolomb'un keşfettiği toprakların 'yeni bir dünya' olması gerektiği kanısına varan İtalyan denizci Amerigo Vespucci, ün peşinde koşan bir sahtekâr mıdır, yoksa adını tarihe yazdırmayı hak eden bir bilge mi? Zweig, esrar perdesini aralamaya çalışırken, Amerigo Vespucci'nin yaşamöyküsünü yaratıcı bir anlatıya dönüştürüyor, usta işi bir yapıt sunuyor bize.

 

20 Ekim 2014 Pazartesi

Satranç - Stefan Zweig


Bu kitabın fotoğrafını instagram uygulamasında paylaştığım anda gelen yorumlardan anladım ki bu öyküyü sevmeyen olmamış J ben de onlardan birisiyim, hem çok hızlı hem de çok heyecanla okudum. Açıkçası içinde Nazi olayları ile ilgili herhangi bir konu olacağını da bilmeden almıştım,  sadece bir satranç oyununun insanın hayatında ne kadar büyük bir yer kaplayabileceğini ve bir adamı delirmekten uzaklaştırıp hayata bağlamış olduğunu hayretle okudum.

Zweig’ın sürgündeyken yazdığı ve intiharından birkaç ay önce yazdığı bu öykü bir çeşit veda mektubuymuş. Bu gözle bakıldığında kitap çok daha etkili oluyor.

Kısa, kolay bir dille yazılmış bu kitabın etkisi büyük…

Arka Kapaktan;

Rastlantı sonucu eline geçirdiği bir kitapla satrancın inceliklerini öğrenerek bu oyunu bir tutkuya dönüştüren ve giderek bu tutkusu yüzünden beyin hummasına yakalanan Dr. B.'nin öyküsüdür görünüşte Satranç. Ama derinlerde bir veda mektubudur aslında.

Stefan Zweig'ın Brezilya'da sürgündeyken yazdığı ve Şubat 1942'deki intiharından birkaç ay önce tamamladığı Satranç, Avrupa kültürünün nasyonal sosyalist tehlike altında yok oluşuna işaret eder.

Avrupa kültürüne elveda derken yaşama da veda etmeyi seçen Zweig'ın son yapıtı Satranç, gerilimli kurgusu ve kahramanın ruhsal gelgitlerinin işlendiği dokusuyla, kısa ama her bakımdan etkileyici olağanüstü bir uzun öyküdür.