şeker portakalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şeker portakalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Güneşi Uyandıralım - Jose Mauro De Vasconcelos


Sanırım bizim yaşlarımızda olup da Şeker Portakalı’nı okumayan kalmamış, hepimizi küçük Zeze’nin hikâyesinden ve acılarından bir o kadar etkilenmişizdir. İşte bu romanda ise Zeze büyümüş, artık genç bir adam olma yolunda ilerliyor. Ama özlemleri hiç bitmiyor. Onu evlatlık alan ailede mutlu değil, kendisine sıcak davranacak bir baba hasreti var ve bunu dindirmenin bir yolunu buluyor. Sinemada izlediği bir film artistini hayali arkadaşı yapıyor kendisine. Ona babası gibi davranıyor, ayrıca ona istediği cesareti ve aklı veren bir de kurbağası var bu sefer kalbine oturan.
 Vasoncelos bu romanında Zeze’yi daha güçlü yazmış, daha başına buyruk ama bir o kadar da ilgi ve sevgiye muhtaç, kırılgan. Yine çok güzel yazılmış bir romanla baş başa kaldım diyebilirim. Bundan sonra Zeze’nin genç bir adam olduğu Delifişek romanı sırada.
Altını çizdiklerim;
“Acı korkunç bir şeydi! Neden bir anda gelmiyordu, neden büyük bir acı, geldiği gibi hemen geçmiyordu?” S-121
“Unutmakla bağışlamak arasında ne fark var?
  Bağışlarken kişi her şeyi unutuyor. Ama yalnızca unutmakla, pek çok kez insan yeniden anımsamaya başlıyor.” S- 126
“Güçten düştüğümü sezersen, beni uyarmayı düşün ve ‘Güneşi Uyandıralım’ de” S-171
“Sevgiden söz etmek neden? Sevgi, pek az tanıdığım bir şey” S- 246
Kimse insanların acıya katlanma gücünü bilemez. Tek bilen kendi yüreğimizdir. Ve neye yarar?” S- 272
Arka Kapaktan;
Şeker Portakalı"nın sevimli, küçük kahramanı "Zeze", işte yine karşınızda. Gözlerinin içi yine ışıl, ışıl, yüreği yine sevgi dolu. Ama hüzünleri, biraz daha büyümüş bir çocuğun hüzünleri. Küçüklüğündeki küçük "Şeker Portakalı" yok, ama bu kez de yüreğinde sevgili kurbağa'sı var. Ama "Zeze", yeni babasının iyi niyetine karşılık vermiyor. Evdeki biricik dostu, aşçı "Dadada".

14 Haziran 2013 Cuma

Şeker Portakalı - Jose Mauro De Vasconcelos

Çocukluğumda okuduğum bu romanı yıllar sonra bir de şimdiki yaşımda, büyüklerin gözü ile okumanın doğru olacağını düşündüm. Sadece 5 yaşında olan Zeze’nin fakirlik dolayısı ile kendisine yarattığı hayal dünyasında ben de kayboldum diyebilirim. Ailesi ile olan ilişkisi, kendisine kalkan olarak kullandığı hayal dünyası ve kendisinden çok büyük olan Portuga ile arkadaşlığı harikaydı. Zeze’nin sevgiye olan muhtaçlığı okurken gözlerimiz doldurdu. Her şeyi sorgulayan bence üstün zekalı olan bir çocuğun yaşadıkları çok güzel bir dille yazılmıştı. Bahçesindeki şeker portakalı fidanı onun en iyi arkadaşlarından bir tanesiydi.
Kitabın sadece çocuklar için olduğunu düşünmüyorum kesinlikle, her yaşta okunmalı...
 
Altını çizdiklerim;
“Bilinç büyür, büyür ve başımızla yüreğimizi doldurur. Gözlerimizde ve yaptığımız her şeyde kendisini gösterir” S- 66
“Büyükler birtakım masallar anlatıyorlar ve çocukların her anlattıklarına inandıklarını düşünüyorlar.” S-101
“İnsan yüreğinin, bütün sevdiklerini içine alabilmesi için çok büyük olması gerektiğini bilmelisin” S- 121
Arka Kapaktan;
Çok yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen, dokuz yaşında yüzme öğrenirken bir gün yüzme şampiyonu olmanın hayalini kuran Vasconcelos’un çocukluğundan derin izler taşıyan Şeker Portakalı, yaşamın beklenmedik değişimleri karşısında büyük sasrıntılar yaşayan küçük Zeze’nin başından geçenleri anlatır.