9 Nisan 2014 Çarşamba

Son Ada - Zülfü Livaneli



Biliyorsunuz ki her ayın 1’inde #kitapkardeşliği okuma grubumuz ile bir kitap seçip okumaya çalışıyoruz. Bir önceki ayda öneriler toplanıyor ve elemelerde en çok oy alan kitap aybaşında okunmaya başlıyor. Okuduğumuz süre boyunca da okuma hallerimizi, altını çizdiğimiz cümleleri facebook, twitter ve instagram da diğer kardeşlerimiz ile paylaşıyoruz. Kitap okumak zaten çok keyifli ancak bunu bir grupla birlikte yaptığınızda çok daha keyifli bir hale geliyor. Sizin hoşunuza giden bir cümle başka birisi tarafından paylaşılmış olduğunu gördüğünüzde gülümsüyorsunuz. Fazla uzatmıyorum bu ay için ben başka bir kitaptan yana oyumu kullanmıştım ancak seçilen kitabı daha önce okumadığım için ben de varım dedim. İyi ki de demişim….
Zülfü Livaneli’nin kalemini çok severim, gayet sade bir dille olayları anlatmasına bayılırım, ancak bu kitabın yeri bende çok ayrı oldu. Konuda biraz distopya, ütopya, Sineklerin Tanrısı ve biraz Hayvan Çiftliği tadını hissettim. İsimsiz anlatıcının son sığınak, son insani köşe olarak adlandırdığı son adadaki yaşamın, yine insanlar tarafından ne hale getirildiğini içim burkularak okudum. Sadece 40 hane aileden oluşan ve huzur içinde yaşayan insanların, para, güç ve iktidar hırsı ile yaşadıkları cennet köşeyi ne hale getirdiklerine inanamadım.   Mutlaka okuyun, bence bu kitap Zülfü Livaneli’nin ustalık eseridir. Bir de unutmadan, filmi yapılmalı kesinlikle…
Altını çizdiklerim;
“Her yerde kötülük çok kuvvetli ve zor yeniliyor. İyilik daha zayıf kalıyor.”  S-66
“Dünyada kötülük daha örgütlü ve daha planlı, iyiliğin içinde zaten bir saflık var. Bu yüzden dünyanın her yerinde kötülük saflığı yeniyor.” S- 67
“Şiir silahtan güçlüdür.” S-85
“Halk dediğin değişken bir şeydir. Bugün böyle davranır yarın tam tersini yapar. Teşvik ve tehdide bağlı…” S- 91
“Biz insanlar evren hakkında düşünürüz, yargılara varırız ama evrenin bizim hakkımızda ne düşündüğünü hiç merak etmeyiz.” S-97
“Korku nefreti, nefret korkuyu besliyordu.” S- 124
“Bunalan insanların, yalan bile olsa bir umuda sığınma ihtiyaçları, gerçeği söyleyenlerden nefret etmesine yol açıyor.” S- 151
Arka Kapaktan;
 "Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir."
-Yaşar Kemal-
 
Son Adanın adsız anlatıcısı, adını kendisinin koyduğu bu yeri "son sığınak, son insani köşe" olarak niteliyor. Anlattığı, nerdeyse bir ütopya: "Herkes elinden geldiği kadarını, içinden geldiği kadarını yapıyordu." Ancak bu durum uzun sürmez: Ülkenin darbeci başkanının emekliliğini huzur içinde geçirmek için adaya yerleşmesi, bu cennet adada yaşayanların huzurunu kaçıracaktır.
 
Başkan, Son Adayı her tür "anarşi"den kurtarmaya kararlıdır. Adanın halinden hoşnut toplumunu "çoğunluğun oyları neyi işaret ediyorsa onu yaparak" oluşturduğu "kurul"lar eliyle yönetmeye, adanın ağaçlıklı yolunu "park ve bahçe geleneklerine göre düzenlenmiş" bir hale getirerek başlar. Görünüşte her şey demokratik geleneklere uygundur.
 
Ütopya tam bir distopyaya dönüşürken, başta martılar, bu gidişe başkaldıranlar da vardır...
 
 "Livanelinin bu benzersiz yaratıcı romanında, insan yapısı otoriteyle karşı karşıya... Yazar bizi dünyamız üzerinde yeniden düşünmeye çağırıyor. Mutlaka okunmalı."
-Prof. Lenore Martin, Harvard Üniversitesi-
 
 
"Romanı bitirdiğinizde, bir yurdu yok eden kişilerin, küçük bir adayı da kolaylıkla yok etmesinin doğal olduğunu anlıyorsunuz."
-Hasan Akarsu, Cumhuriyet-
 

3 yorum:

  1. Evet,kesinlikle filmi yapılmalı :)

    YanıtlaSil
  2. Okuduğumda ben de çok beğenmiştim. :)

    YanıtlaSil
  3. Bence de filmi yapılmalı :)

    YanıtlaSil